Temmuz sonunda Mersin'in Silifke ilçesine bağlı Taşucu kasabasındaki Boğsak mevkisinde yer alan otele ailemle birlikte bir haftalığına yerleştim. Edindiğim bilgilere göre Boğsak daha önceleri ıssız bir yermiş ancak yakın denebilecek tarihlerde, 1970'ler sonrası bir yerleşim yerine dönüşmüş, 1980'li yıllarda bir ilkokul bile bulunmaktaymış. İki otel dışında günümüzde bile bir köy izlenimini sürdürmekte. Taşucu yönündeki tepelerin ardında antik Liman Kalesi bulunmakta ancak askeri tesis içinde kalmış. Meyve veren geniş kaktüs ağaçları, balıkçı tekneleri, tepelerin yamaçlarındaki müstakil evler, karşıda görünen ada, sahilde dolaşan incir satıcıları, dibi taşsız kumla serili dalgasız bir deniz ve sakin denebilecek bir ortam... İki yandan tepeler ile boğumlanarak denizde oluşan koy nedeniyle adına Boğsak denilmiş. Uzaktan bakıldığında boğulmuş bir deniz parçası gibi görünmekte. Adada ise eski bir kilise kalıntısı bulunuyormuş. Ancak Boğsak adıyla uyumlu diğer hususu daha ilk geceden öğrendim. Üçüncü katta bir oda verdiler. Geceleyin bastıran müthiş bir sıcak nedeniyle kapıyı pencereyi açmak fayda etmedi. Klimasız durabilmek ne mümkün. Sonra rüzgar esmeye başladı, hatta o kadar ki uzun bir süre boyunca kapıdan uğultular geliyor ıslık gibi bir ses içeriye doluyordu. Dışarıda ağaçları sarsan şiddetli rüzgarın çevreyi serinletmesi gerektiğini düşünerek temiz hava almak için dış kapılar boyunca uzanan balkona çıktım. Ancak kapıyı açar açmaz yaşadığım şaşkınlıkla kısa bir süre sonra içeriye dönmek zorunda kaldım. Bütün hayatım boyunca böylesine sıcak esen boğucu bir rüzgara şimdiye dek rastlamadım. Sanki bir ejderha koyu çevreleyen dağlardan birinin üzerine oturmuş ağzından ateş püskürüyordu. Ancak kaldığım diğer gecelerde her ne kadar dayanılmaz bir sıcak olsa da ilk günkü gibi görünmez bir aleve benzeyen o rüzgar neyse ki bir daha esmedi.

Daha sonradan öğrendiğime göre artık kullanılmayan ilkokul binası arkeoloji müzesi olarak düzenlenmeye çalışılıyormuş.

Öğr.Gör. Deniz Karakurt (Temmuz-Ağustos 2024)