Babam Halil Karakurt'a ait notlardan...
(1970'li yıllar)
***
13 Ağustos 1973 - Yeşilköy'de sıra bekleyen uykusuz, yorgun insanlar. Beklemenin verdiği bezginlikle bavulların, torbaların üstünde uyumaya çalışan yaşlılar, çocuklar... Bu kalabalığın arasında Halil, babası, kardeşi de var. Lakin Halil'in gözlerinde ne uyku var ne de yorgunluk. Merak dolu bakışlarında Almanya özlemi var.
Uçak Yeşilköy'den havalandıktan iki saat sonra Hannover havaalanına kondu.
Halil, babası, kardeşi gümrükten geçtiler meraklı, kuşkulu. Havaalanından çıktıklarında kimseler kalmamıştı iki Türk dışında; onlarda garibandı belli... Onların dışında sarışın, iriyarı birisi daha vardı. Halil'in babası sarışın adama yaklaştı:
"Türk müsün, pehlivan?" dedi. Adam Halil'in babasına;
"Türk'üm dayı. Bir emriniz mi vardı?" dedi. Halil'in babası
"Biz Branşuvu'ya (Braunschweig) gidecektik vesait bulamadık," dedi.
"Benim arabam var. İsterseniz ben götüreyim sizi," diye karşılık verdi adam.
Sonunda 50 Mark'a anlaştılar adamla. Adam direksiyona geçti. Kontak anahtarını çevirdi marş bastı, Birinci vitese taktı. Gaza bastı. Tekerler "cazırdadı!" Otoyola çıktılar. Doğa akmaya başladı... Otoyol akıyor; ağaçlar, tarlalar, evler, parsellenmiş bahçeler fırıldak örneği dönüyor dönüyor...
***
Braunschweig'te Türkiye mahallelerini andıran "Arndt" str,ye geldiklerinde düşüncelerinden ayrılıp Almanya'nın ikinci harikasıyla karşılaştı...
Beş altı tip blok evler oluşturuyordu Arndt str'yi. Kimi blokların çimento sıvaları yer yer dökülmüş sakar eşeklere benziyorlardı. Köpek, çocuk ve cırlak kocakarı sesleri (Almanca, Türkçe, Arapça vs..) birbirine karışıyor. Esmer, sarışın, kumral, siyahi çocuklar; geri kalmış ülkelerin küçük temsilcileri ve onlarla yandaş olan Alman çocukları...
İşte Halil'in karşılaştığı ikinci harika Alman harikası. Anneleri, babaları sabahın köründen akşamlara değin fabrikalarda çalışan yabancı işçi çocukları. Sahipsizler...
Halil Karakurt


